Skip to Content
The Muslims Internet Directory
Featured Service
Home
|
Advertise
|
FAQ
|
Login/Register |
Directory
Quran
Hadith
Islamic Library
Prayer Times
Discover Islam
Islamic Gallery
Calendar
New
Classifieds
Services
Webmasters
Dictionary
Downloads
Kids & Games
Quran Navigation
Search
Translations
Transliteration
Index
Chapter Info
English Search
Articles and Books
Audio
Memorization
Links
Downloads
On Your Site
FAQ
Muslims Internet Directory
The Quran / English
The Hadith
2Muslims.com
Our Network
Islamic Library & Articles
The Internet
Islamic Classifieds
WebRing Members Sites
Advance
-
Live Search
-
Quran
-
Hadith
-
Search This Site
-
The Network
-
Classifieds
-
WebRing
-
The Internet
-
Help!
Featured Site
Feature Your Site Now
2Muslims Services
Islamic IE Toolbar
Islamic Internet Gadgets
Prayer Times Software
Forum
Donate
Islamic Quizzes
Islamic CGI Scripts
Polls
Free E-mail Account
Zakat Calculator
Islamic Holidays Dates
Islamic Date Converter
DAWA Tools
FAQ About Islam
Buy The Islamic CD
God's Attributes
How To Pray?
Paid Services
Buy The Islamic CD
Banner Design
Submit Your Site
Muslims Million Pixels
Translate Site To:
Arabic
Bulgarian
Catalan
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Filipino
Finnish
French
German
Greek
Hebrew
Hindi
Indonesian
Italian
Japanese
Korean
Latvian
Lithuanian
Norwegian
Polish
Portuguese
Romanian
Russian
Serbian
Slovak
Slovenian
Spanish
Swedish
Ukrainian
Vietnamese
Hijab
Why do muslim females wear Hijab (Head cover)?
Faith
Culture
Fear
Other
view results
view other polls
Home
:
Quran:
Quran Translations:
Turkish:
Kehf Sûresi :
Search the Quran in any of the drop down menu languages:
--Select language--
Albanian
Arabic
Azerbaijani
Bengali
Bosnian
Brazilian
Burmese
Chinese
Dutch
English_Abdullah_Yusuufali
English_Hasan_Qaribullah
English_Muhammad_Pickthall
Farsi
Finish
French
German
Hausa
Hindi
Hindi
Indonesian
Italian
Japanese
Korean
Latin
Malaysian
Melayu
Meranao
Mexican
Pashto
Persian
Poland
Portuguese
Russian
Spanish
Swahili
Tamil
Thai
Transliteration
Turkish
Urdu
More search options
Kehf Sûresi
[18.1] Hamd olsun Allah'a ki kulu (Muhammed'e), Kitab 'ıindirdi ve ona hiçbir eğrilik koymadı.
Recommend
[18.2] Onu dosdoğru (bir Kitab)olarak indirdi ki katından gelecek şiddetli azaba karşı (insanları)uyarmak veyararlı işler yapan müminlere kendileri için güzelmükafat bulunduğunu müjdelemek için.
Recommend
[18.3] Onlar orada ebedî kalacaklarlardır.
Recommend
[18.4] Ve "Allah evlât edindi" diyenleri de uyarmak için.
Recommend
[18.5] Ne onların (Allah evlât edindi, diyenlerin), ne de atalarının bu konuda hiçbir bilgisi yoktur.Ağızlarından çıkan bu söz ne büyük oldu! Yalandanbaşka bir şey söylemiyorlar.
Recommend
[18.6] Bu yeni Kitab'a inanmazlarsa (ve bu yüzden helâkolurlarsa) arkalarından üzüntüyle neredeyse kendini harap edeceksin.
Recommend
[18.7] Biz, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim diye yeryüzündeki her şeyidünyanın kendine mahsus bir zinet yaptık.
Recommend
[18.8] (Bununla beraber) biz mutlaka oradaki her şeyikupkuru bir toprak yapacağız.
Recommend
[18.9] (Resûlüm)! Yoksa sen, bizim âyetlerimizden (sadece)Kehf ve Rakîm sahiplerinin ibrete şâyan olduklarını mısandın?
Recommend
[18.10] O (yiğit) gençler mağaraya sığınmışlar ve:Rabbimiz! Bize tarafından rahmet ver ve bize, (şu) durumumuzdan bir kurtuluş yolu hazırla!demişlerdi.
Recommend
[18.11] Bunun üzerine biz de o mağarada onlarınkulaklarına nice yıllar perde koyduk (uykuyadaldırdık.)
Recommend
[18.12] Sonra da iki guruptan (Ashâb-ı Kehf ile hasımlarından) hangisinin kaldıkları müddeti daha iyihesap edeceğini görelim diye onları uyandırdık.
Recommend
[18.13] Biz sana onların başından geçenleri gerçek olarak anlatıyoruz. Hakikaten onlar, Rablerineinanmış gençlerdi. Biz de onların hidayetiniarttırdık.
Recommend
[18.14] Onların kalplerini metîn kıldık. O yiğitler (o yerin hükümdarı karşısında) ayağa kalkarakdediler ki: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerinRabbidir. Biz, O'ndan başkasına tanrı demeyiz. Yoksa saçma sapan konuşmuş oluruz.
Recommend
[18.15] Şu bizim kavmimiz Allah'tan başka tanrılar edindiler. Bari bu tanrılar konusunda açıkbir delil getirseler. (Ne mümkün!) Öyle ise Allahhakkında yalan uydurandan daha zalimi var mı?
Recommend
[18.16] (İçlerinden biri şöyle demişti:) "Madem ki sizonlardan ve onların Allah'ın dışında tapmaktaoldukları varlıklardan uzaklaştınız, o halde mağaraya sığının ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın veişinizde sizin için fayda ve kolaylık sağlasın."
Recommend
[18.17] (Resûlüm! Orada bulunsaydın) güneşi görürdün: Doğduğu zaman mağaralarının sağına meyleder;batarken de sol taraftan onlara isabet etmedengeçerdi. (Böylece) onlar (güneş ışığından rahatsız olmaksızın) mağaranın bir köşesinde(uyurlardı). İşte bu, Allah'ın âyetlerindendir. Allahkime hidayet ederse, işte o, hakka ulaşmıştır, kimi de hidayetten mahrum ederse artık onu doğruyayöneltecek bir dost bulamazsın.
Recommend
[18.18] Kendileri uykuda oldukları halde sen onları uyanıksanırdın. Onları sağa sola çevirirdik. Köpekleri demağaranın girişinde ön ayaklarını uzatmış yatmaktaidi. Eğer onların durumlarına muttali olsa idin dönüp onlardan kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korkuile dolardı.
Recommend
[18.19] Böylece biz, aralarında birbirlerine sormalarıiçin onları uyandırdık: İçlerinden biri: "Ne kadarkaldınız?" dedi. (Kimi) "Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık" dediler; (kimi de) şöyledediler: "Rabbiniz, kaldığınız müddeti daha iyibilir. Şimdi siz, içinizden birini şu gümüş paranızla şehre gönderin de, baksın, (şehrin) hangiyiyeceği daha temiz ise size ondan erzak getirsin;ayrıca, nâzik davransın (gizli hareket etsin) ve sakın sizi kimseye sezdirmesin."
Recommend
[18.20] "Çünkü onlar eğer size muttali olurlarsa, ya sizitaşlayarak öldürürler veya kendi dinlerine çevirirlerki, o zaman ebediyyen iflah olmazsınız."
Recommend
[18.21] Böylece (insanları) onlardan haberdar ettik ki,Allah'ın vâdinin hak olduğunu, kıyametin şüphegötürmez olduğunu bilsinler. Hani onlar aralarındaAshâb-ı Kehfin durumunu tartışıyorlardı. Dediler ki:"Üzerlerine bir bina yapın. Rableri onları daha iyi bilir." Onların durumuna vâkıf olanlar ise:"Bizler, kesinlikle onların yanıbaşlarına bir mescityapacağız" dediler.
Recommend
[18.22] (İnsanların kimi:) "Onlar üç kişidir;dördüncüleri de köpekleridir" diyecekler; yine: "Beşkişidir; altıncıları köpekleridir" diyecekler.(Bunlar) bilinmeyen hakkında tahmin yürütmektir.(Kimileri de:) "Onlar yedi kişidir; sekizincisiköpekleridir" derler. De ki: Onların sayılarınıRabbim daha iyi bilir. Onlar hakkında bilgisi olan çok azdır. Öyle ise Ashâb-ı Kehfhakkında, delillerin açık olması haricinde birmünakaşaya girişme ve onlar hakkında (ileri geri konuşan) kimselerin hiçbirinden malumat isteme.
Recommend
[18.23] Hiçbir şey için "Bunu yarın yapacağım" deme.
Recommend
[18.24]Ancak Allah dilerse (yapacağım de). Unuttuğun zaman Allah'ı an ve "Umarım Rabbim beni,doğruya dahayakın olana eriştirir."de.
Recommend
[18.25]Onlar,mağaralarında üçyüz yıl kadar kaldılar vedokuz yıl da buna ilave etmişlerdir
Recommend
[18.26] De ki: Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gizli bilgisi O'na aittir.O'nun görmesi de, işitmesi de şâyanı hayrettir.Onların (göklerde ve yerde olanların), O'ndan başka bir yöneticisi yoktur. O, kendi hükümranlığınakimseyi ortak etmez.
Recommend
[18.27] Rabbinin Kitabı'ndan sana vahyedileni oku. Onunkelimelerini değiştirebilecek yoktur. O'ndan başkabir sığınak da bulamazsın.
Recommend
[18.28] Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerekdua edenlerle birlikte candan sebat et. Dünyahayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme.Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötüarzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseyeboyun eğme.
Recommend
[18.29] Ve de ki: Hak, Rabbinizdendir. Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Biz,zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onunduvarları kendilerini çepe çevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) imdat dileyecek olsalar imdatlarına,erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevapverilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!
Recommend
[18.30] İman edip de güzel davranışlarda bulunanlar(bilmelidirler ki) biz, güzel işler yapanların ecrinizâyi etmeyiz.
Recommend
[18.31] İşte onlara, alt taraflarından ırmaklar akan Adncennetleri vardır. Onlar Adn cennetlerinde tahtlar üzerine kurularak orada altın bileziklerlebezenecekler; ince ve kalın dîbâdan yeşil elbiselergiyecekler. Ne güzel karşılık ve ne güzel kalma yeri!
Recommend
[18.32] Onlara, şu iki adamı misal olarak anlat: Bunlardanbirine iki üzüm bağı vermiş, her ikisinin de etrafınıhurmalarla donatmış, aralarında da ekinlerbitirmiştik.
Recommend
[18.33] İki bağın ikisi de yemişlerini vermiş, hiçbirinieksik bırakmamıştı. İkisinin arasından bir de ırmak fışkırtmıştık.
Recommend
[18.34] Bu adamın başka geliri de vardı. Bu yüzdenarkadaşıyla konuşurken ona şöyle dedi: "Ben, servetçesenden daha zenginim; insan sayısı bakımından dasenden daha güçlüyüm."
Recommend
[18.35] (Böyle gurur ve kibirle) kendisine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: "Bunun, hiçbirzaman yok olacağını sanmam."
Recommend
[18.36] "Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. ŞayetRabbimin huzuruna götürülürsem, hiç şüphem yok ki,(orada) bundan daha hayırlı bir akıbet bulurum."
Recommend
[18.37] Karşılıklı konuşan arkadaşı ona hitaben: "Sen,dedi, seni topraktan, sonra nutfeden (spermadan)yaratan, daha sonra seni bir adam biçimine sokanAllah'ı inkâr mı ettin?"
Recommend
[18.38] "Fakat O Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbimehiçbir şeyi ortak koşmam."
Recommend
[18.39] "Bağına girdiğinde: Mâşâallah! Kuvvet yalnızAllah'ındır, deseydin ya! Eğer malca ve evlâtça benikendinden güçsüz görüyorsan (şunu bil ki):"
Recommend
[18.40] "Belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir; senin bağına ise göktenyıldırımlar gönderir de bağ kupkuru bir toprak halinegelir."
Recommend
[18.41] "Yahut, bağının suyu dibe çekilir de bir daha onu arayıp bulamazsın."
Recommend
[18.42] Derken onun serveti kuşatılıp yok edildi. Böylece, bağı uğruna yaptığı masraflardanötürü ellerini oğuşturup kaldı. Bağın çardakları yereçökmüştü. "Ah, diyordu, keşke ben Rabbime hiçbir ortak koşmamış olsaydım!"
Recommend
[18.43] Kendisine Allah'tan başka yardım edecek destekçileri olmadığı gibi kendi kendini de kurtaracakgüçte değildi.
Recommend
[18.44] İşte burada yardım ve dostluk, Hak olan Allah'amahsustur. Mükâfatı en iyi olan O, en güzel âkıbetiveren yine O'dur.
Recommend
[18.45] Onlara şunu da misal göster: Dünya hayatı, göktenindirdiğimiz bir su gibidir ki, bu su sayesinde yeryüzünün bitkisi (önce gelişip) birbirine karışmış;arkasından rüzgârın savurduğu çerçöp halinegelmiştir. Allah, her şey üzerinde iktidar sahibidir.
Recommend
[18.46] Servet ve oğullar, dünya hayatının süsüdür;ölümsüz olan iyi işler ise Rabbinin nezdinde hemsevapça daha hayırlı, hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır.
Recommend
[18.47] (Düşün) o günü ki, dağları yerinden götürürüz ve yeryüzünün çırılçıplak olduğunu görürsün. Hiçbirinibırakmaksızın onları (tüm ölüleri) mahşerde toplamışolacağız.
Recommend
[18.48] Ve hepsi sıra sıra Rabbinin huzurunaçıkarılmışlardır: Andolsun ki sizi ilk defasındayarattığımız şekilde bize geldiniz. Oysa sizevâdedilenlerin tahakkuk edeceği bir zaman tayin etmediğimizi sanmıştınız, değil mi?
Recommend
[18.49] Kitap ortaya konmuştur: Suçluların, onda yazılıolanlardan korkmuş olduklarını görürsün. "Vay halimize! derler, bu nasıl kitapmış! Küçük büyükhiçbir şey bırakmaksızın (yaptıklarımızın) hepsinisayıp dökmüş!" BöyIece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.
Recommend
[18.50] Hani biz meleklere: Âdem'e secde edin, demiştik;İblis hariç olmak üzere, onlar hemen secde ettiler. İblis cinlerdendi; Rabbinin emrinden dışarıçıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da onu ve onun soyunumu dost ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne fena birdeğişmedir!
Recommend
[18.51] Ben onları (İblis ve soyunu) ne göklerin ve yerinyaratılışına, ne de bizzat kendilerinin yaratılışınaşahit tuttum. Ben yoldan çıkaranları yardımcı edinecek değilim.
Recommend
[18.52] Yine o günü (düşünün ki, Allah, kâfirlere): Benim ortaklarım olduklarını ileri sürdüğünüz şeyleriçağırın! buyurur. Çağırmışlardır onları; fakatkendilerine cevap vermemişlerdir. Biz onların arasına tehlikeli bir uçurum koyduk.
Recommend
[18.53] Suçlular ateşi görür görmez, orayı boylayacaklarını iyice anladılar; ondan kurtuluş yoluda bulamadılar.
Recommend
[18.54] Hakikaten biz bu Kur'an'da insanlar için hertürlü misali sayıp dökmüşüzdür. Fakat tartışmaya ençok düşkün varlık insandır.
Recommend
[18.55] Kendilerine hidayet geldiğinde insanları imanetmekten ve Rablerinden mağfiret talep etmekten alıkoyan şey, sadece, öncekilerinin başına gelenlerinkendi başlarına da gelmesini, yahut azabın göz göregöre kendilerine gelmesini beklemeleridir!
Recommend
[18.56] Biz resulleri, sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılarolarak göndeririz. Kâfir olanlar ise, hakkı bâtıladayanarak ortadan kaldırmak için bâtıl yolla mücadele verirler. Onlar âyetlerimizi ve uyarıldıklarışeyleri alaya almışlardır.
Recommend
[18.57] Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onasırt çevirenden, kendi elleriyle yaptığını unutandandaha zalim kim vardır! Biz onların kalplerine, bunuanlamalarına engel olan bir ağırlık, kulaklarına da sağırlık verdik. Sen onları hidayete çağırsan da artıkebediyen hidayete eremeyeceklerdir.
Recommend
[18.58] Senin, bağışı bol olan Rabbin merhamet sahibidir; şayet yaptıkları yüzünden onları (hemen) muahezeedecek olsaydı, onlara azabı çarçabuk verirdi. Fakatkendilerine tanınmış belli bir süre vardır ki, artık bundan kaçıp kurtulacakları bir sığınakbulamayacaklardır.
Recommend
[18.59] İşte şu ülkeler; zulmettikleri zaman onları helâkettik. Onları helâk etmek için de belli bir zamantayin etmiştik.
Recommend
[18.60] Bir vakit Musa genç adamına demişti ki: "Durup dinlenmeyeceğim; tâ iki denizin birleştiği yerekadar varacağım, yahut senelerce yürüyeceğim."
Recommend
[18.61] Her ikisi, iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. Balık, denizde bir yoltutup gitmişti.
Recommend
[18.62] (Buluşma yerlerini) geçip gittiklerinde Musa gençadamına: Kuşluk yemeğimizi getir bize. Hakikaten şuyolculuğumuz yüzünden başımıza (epeyce) sıkıntı geldi, dedi.
Recommend
[18.63] (Genç adam:) Gördün mü! dedi, kayaya sığındığımızsırada balığı unuttum. Onu hatırlamamı bana şeytandanbaşkası unutturmadı. O, şaşılacak bir şekilde denizdeyolunu tutup gitmişti.
Recommend
[18.64] Musa: İşte aradığımız o idi, dedi. Hemenizlerinin üzerine geri döndüler.
Recommend
[18.65] Derken, kullarımızdan bir kul buldular ki, onakatımızdan bir rahmet (vahiy ve peygamberlik) vermiş,yine ona tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.
Recommend
[18.66] Musa ona: Sana öğretilenden, bana, doğruyubulmama yardım edecek bir bilgi öğretmen için sanatâbi olayım mı? dedi.
Recommend
[18.67] Dedi ki: Doğrusu sen benimle beraberliğesabredemezsin.
Recommend
[18.68] (İç yüzünü) kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredersin?
Recommend
[18.69] Musa: İnşaallah, dedi, sen beni sabrederbulacaksın. Senin emrine de karşı gelmem.
Recommend
[18.70] (O kul:) Eğer bana tâbi olursan, sana o konuda bilgi verinceye kadar hiçbir şey hakkında bana sorusorma! dedi.
Recommend
[18.71] Bunun üzerine yürüdüler. Nihayet gemiyebindikleri zaman o (Hızır) gemiyi deldi. Musa: Halkını boğmak için mi onu deldin? Gerçekten sen(ziyanı) büyük bir iş yaptın! dedi.
Recommend
[18.72] (Hızır:) Ben sana, benimle beraberliğesabredemezsin, demedim mi? dedi.
Recommend
[18.73] Musa: Unuttuğum şeyden dolayı beni muaheze etme; işimde bana güçlük çıkarma, dedi.
Recommend
[18.74] Yine yürüdüler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında (Hızır) hemen onu öldürdü.Musa dedi ki: Tertemiz bir canı, bir can karşılığıolmaksızın (kimseyi öldürmediği halde) katlettin ha! Gerçekten sen fena bir şey yaptın!
Recommend
[18.75] (Hızır:) Ben sana, benimle beraber (olacaklara)sabredemezsin, demedim mi? dedi.
Recommend
[18.76] Musa: Eğer, dedi, bundan sonra sana bir şeysorarsam artık bana arkadaşlık etme. Hakikaten benim tarafımdan (ileri sürebilecek) mazeretin sonunaulaştın.
Recommend
[18.77] Yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıponlardan yiyecek istediler. Ancak köy halkı onlarımisafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmaküzere bulunan bir duvarla karşılaştılar. (Hızır)hemen onu doğrulttu. Musa: Dileseydin, elbet bunakarşı bir ücret alırdın, dedi.
Recommend
[18.78] (Hızır) şöyle dedi: "İşte bu, benimle seninaramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana, sabredemediğinşeylerin içyüzünü haber vereceğim."
Recommend
[18.79] "Gemi var ya, o, denizde çalışan yoksulkimselerindi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların arkasında, her (sağlam) gemiyi gasbetmekteolan bir kral vardı."
Recommend
[18.80] "Erkek çocuğa gelince, onun ana-babası, müminkimselerdi. Bunun için (çocuğun) onları azgınlık venankörlüğe boğmasından korktuk."
Recommend
[18.81] (Devam etti:) "Böylece istedik ki, Rableri onunyerine kendilerine, ondan daha temiz ve dahamerhametlisini versin."
Recommend
[18.82] "Duvara gelince, şehirde iki yetim çocuğun idi; altında da onlara ait bir hazine vardı;babaları ise iyi bir kimse idi. Rabbin istedi ki, oiki çocuk güçlü çağlarına erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar.Ben bunu da kendiliğimden yapmadım. İşte, hakkındasabredemediğin şeylerin iç yüzü budur."
Recommend
[18.83] (Resûlüm!) Sana Zülkarneyn hakkında soru sorarlar.De ki: Size ondan bir hatıra okuyacağım.
Recommend
[18.84] Gerçekten biz onu yeryüzünde iktidar ve kudret sahibi kıldık, ona (muhtaç olduğu) her şey içinbir sebep (bir vasıta ve yol) verdik.
Recommend
[18.85] O da bir yol tutup gitti.
Recommend
[18.86] Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu karabir balçıkta batar buldu. Onun yanında (orada) bir kavme rastladı. Bunun üzerine biz: Ey Zülkarneyn!Onlara ya azap edecek veya haklarında iyilik etmeyolunu seçeceksin, dedik.
Recommend
[18.87] O, şöyle dedi: "Haksızlık edeni cezalandıracağız;sonra o, Rabbine gönderilecek; sonra Allah da onakorkunç bir azap uygulayacak."
Recommend
[18.88] "İman edip de iyi davranan kimseye gelince, onuniçin de en güzel bir karşılık vardır. Ve buyruğumuzdan, ona kolay olanını söyleyeceğiz."
Recommend
[18.89] Sonra yine bir yol tuttu.
Recommend
[18.90] Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu öylebir kavim üzerine doğar buldu ki, onlar için güneşekarşı bir örtü yapmamıştık.
Recommend
[18.91] İşte böylece onunla ilgili her şeydenhaberdardık.
Recommend
[18.92] Sonra yine bir yol tuttu.
Recommend
[18.93] Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onlarınönünde, hemen hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldu.
Recommend
[18.94] Dediler ki: Ey Zülkarneyn! Bu memlekette Ye'cûc ve Me'cûc bozgunculuk yapmaktadırlar. Bizimleonlar arasında bir sed yapman için sana bir vergiverelim mi?
Recommend
[18.95] Dedi ki: "Rabbimin beni içinde bulundurduğu nimetve kudret daha hayırlıdır. Siz bana kuvvetinizledestek olun da, sizinle onlar arasına aşılmaz birengel yapayım."
Recommend
[18.96] "Bana, demir kütleleri getirin." Nihayet dağıniki yanı arasını aynı seviyeye getirince (vadiyi doldurunca): "Üfleyin (körükleyin)!" dedi.Artık onu kor haline sokunca: "Getirin bana, üzerinebir miktar erimiş bakır dökeyim" dedi.
Recommend
[18.97] Bu sebeple onu ne aşmaya muktedir oldular ne deonu delebildiler.
Recommend
[18.98] Zülkarneyn: Bu, Rabbimden bir rahmettir. FakatRabbimin vâdi gelince, O, bunu yerle bir eder.Rabbimin vâdi haktır, dedi.
Recommend
[18.99] O gün (kıyamet gününde bakarsın ki) biz onları,birbirine çarparak çalkalanır bir halde bırakmışızdır; Sûr'a da üfürülmüş, böylece onlarıbütünüyle bir araya getirmişizdir.
Recommend
[18.100] Ve, gözleri beni görmeye kapalı bulunan, kulakvermeye de tahammül edemez olan kâfirleri o güncehennemle yüz yüze getirmişizdir.
Recommend
[18.101] Ve, gözleri beni görmeye kapalı bulunan, kulakvermeye de tahammül edemez olan kâfirleri o güncehennemle yüz yüze getirmişizdir.
Recommend
[18.102] Kâfirler, beni bırakıp da kullarımı dostlaredineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlerebir konak olarak hazırladık.
Recommend
[18.103] De ki: Size, (yaptıkları) işler bakımından ençok ziyana uğrayanları bildirelim mi?
Recommend
[18.104] (Bunlar;) iyi işler yaptıklarını sandıklarıhalde, dünya hayatında çabaları boşa gidenkimselerdir.
Recommend
[18.105] İşte onlar, Rablerinin âyetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr eden, bu yüzden amelleri boşa gidenkimselerdir ki, biz onlar için kıyamet gününde hiçbirölçü tutmayacağız.
Recommend
[18.106] İşte, inkâr ettikleri, âyetlerimi ve resûllerimialaya aldıkları için onların cezası cehennemdir.
Recommend
[18.107] İman edip iyi davranışlarda bulunanlara gelince,onlar için makam olarak Firdevs cennetleri vardır.
Recommend
[18.108] Orada ebedî kalacaklardır. Oradan hiç ayrılmakistemezler.
Recommend
[18.109] De ki: Rabbimin sözleri için derya mürekkep olsa ve bir o kadar da ilâve getirsek dahi,Rabbimin sözleri bitmeden önce deniz tükenecektir.
Recommend
[18.110] De ki: Ben, yalnızca sizin gibi bir beşerim. (Şu var ki) bana, İlâh'ınızın, sadece birİlâh olduğu vahyolunuyor. Artık her kim Rabbinekavuşmayı umuyorsa, iyi iş yapsın ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.
Recommend
Featured Ad
About Us
Contact Us
Advertise
Donate
Bookmark Us
Support Us
GuestBook
Link To Us
Newsletter
Recommend
Set as Home
Terms Of Use
What's New
Other Sites:
Know The Prophet campaign
-
Discover Islam
-
Pharmacy Site
-
Links SQL Plugins
This Page Was Last Updated on
Copyright 2003-2008
Islamic Education & Services Institute