The Muslims Internet Directory
Kalem Sûresi
Home ↓
Directory ↓
Quran ↓
Hadith ↓
Virtual Library ↓
Discover Islam ↓
Gallery ↓
Webmasters ↓
Dictionary ↓
Downloads ↓
Kids/Games ↓
Login/Register ↓
Quran Tools
Quran Books
Quran Translations
Search
Downloads
Index
More Links
Muslims Internet Directory
The Quran
The Hadith
2Muslims.com
The Internet
Our Network
Islamic Library
Help/FAQ
Help?
2Muslims Services
Feature Your Site
Submit Your Site
Islamic IE Toolbar
Interactive Games
Free Guestbook
Islamic Internet Gadgets
Islamic Quizzes
Islamic CGI Scripts
Zakat Calculator
Send a Postcard
Islamic Date Converter
DAWA Tools
FAQ About Islam
Hijab
Why do muslim females wear Hijab (Head cover)?
Faith
Culture
Fear
Other
Results
Other Polls
Home
:
Quran Translations
:
Turkish
: Turkish Translation: Kalem Sûresi
--Select language--
Albanian
Arabic
Azerbaijani
Bengali
Bosnian
Brazilian
Burmese
Dutch
English_Abdullah_Yusuufali
English_Hasan_Qaribullah
English_Muhammad_Pickthall
Farsi
Finish
French
German
Hausa
Hindi
Hindi
Indonesian
Italian
Japanese
Korean
Latin
Malaysian
Melayu
Meranao
Mexican
Pashto
Persian
Poland
Portuguese
Russian
Spanish
Swahili
Tamil
Thai
Transliteration
Turkish
Urdu
Advance search options
[68.1] Nûn. Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıklarınaandolsun ki,
[68.2]Sen -Rabbinin nimeti sayesinde- mecnun deÄŸilsin.
[68.3] Hiç şüphesiz senin için bitip tükenmeyen birmükâfat vardır.
[68.4] Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.
[68.5] (Sen de) göreceksin, onlar da görecekler,
[68.6] Hanginizde delilik olduğunu yakında .
[68.7] DoÄŸrusu Rabbin, kendi yolundan sapan kiÅŸiyi en iyi bilendir, hidayete erenleri de en iyi bilen O'dur.
[68.8] O halde, (hakikati) yalan sayanlara boyun eÄŸme!
[68.9] Onlar isterler ki, sen yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.
[68.10]Şunların hiçbirine itâat etme :yemin edip duran,aşağılık,
[68.11](Herkesi) kötüleğen,söz götürüp getiren,
[68.12] Hayra engel olan, mütecâviz ve saldırgangünahkar,
[68.13]Kaba ve kötülükle damgalı,
[68.14]Mal ve oğullar sahibi olmuş diye (böyle yolunuşaşırmış)
[68.15] Ona âyetlerimiz okunduğu zaman o, "Öncekilerinmasalları!" der.
[68.16] Biz yakında onun burnuna damga vuracağız(kibirini kırıp rezil edeceğiz).
[68.17] Biz, vaktiyle "bahçe sahipleri" ne belâverdiğimiz gibi, onlara da belâ verdik. Hani onlar (bahçe sahipleri), sabah olurken (kimsegörmeden) onu (mahsullerini) devşireceklerine yeminetmişlerdi.
[68.18] Onlar istisna da etmiyorlardı.
[68.19] Fakat onlar daha uykudayken Rabbinin katından(gönderilen) kuşatıcı bir âfet (ateş) bahçeyisarıverdi de,
[68.20]Bahçe kapkara kesildi.
[68.21]Sabah olurken birbirlerine seslendiler.
[68.22] "Madem devşireceksiniz, hadi erkendenmahsülünüzün başına gidin!" diye.
[68.23] Derken yürüyorlardı; fısıldaşıyorlardı.
[68.24] "Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın"diye.
[68.25](Evet yoksullara yardıma) güçleri yettiği halde,onları yardımdan mahrum etmek niyet ve azmi ileerkenden yola düştüler.
[68.26] Fakat bahçeyi gördüklerinde: Mutlaka yolumuzuşaşırmış olmalıyız! dediler.
[68.27] Yok yok, doğrusu biz mahrum bırakılmışız!
[68.28] İçlerinden en makul olanı şöyle dedi: Ben size"Rabbinizi tesbih etsenize" dememiş miydim?
[68.29] Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendikendimize) yazık etmişiz, dediler.
[68.30] Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeyebaşladılar.
[68.31] (Nihayet) şöyle dediler: Yazıklar olsun bize!Gerçekten biz azgın kişilermişiz.
[68.32] Belki Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisiniverir. Çünkü biz (artık) Rabbimizi(O'nunhoşnutluğunu) arzuluyoruz.
[68.33] İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette dahabüyüktür. Keşke bilselerdi!
[68.34] Şu da muhakkak ki, takvâ sahipleri için Rablerikatında nimetleri bol cennetler vardır.
[68.35] Öyle ya, (Allah'a) teslimiyet gösterenleri, (o)günahkârlar gibi tutar mıyız hiç?
[68.36] Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?
[68.37] Yoksa size ait bir kitap var da, (bu bâtılinanışları) onda mı okuyorsunuz?
[68.38] Onda, beğendiğiniz her şey sizin için mutlakavardır (diye mi yazılı)?
[68.39] Yoksa, "Ne hükmederseniz mutlaka sizindir" diyesizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyametgününe kadar geçerli kesin sözler mi var?
[68.40] Sor onlara: Bu iddiayı onların hangisi savunacak?
[68.41] Yoksa ortakları mı var onların? Sözlerinde doğruiseler, hadi getirsinler ortaklarını!
[68.42] O gün incikten açılır ve secdeye davet edilirler;fakat güç getiremezler.
[68.43] Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir haldekendilerini zillet bürür. Halbuki onlar, sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı (fakatyine secde etmiyorlardı).
[68.44] (Resûlüm!) Sen bu sözü (Kur'an'ı) yalan sayanıbana bırak (kendini üzme). Biz onları, bilmedikleribir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.
[68.45] Onlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim fendim çok sağlamdır!
[68.46] Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da buyüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?
[68.47] Yahut gaybın bilgisi onların nezdinde de, onlarmı (istedikleri gibi) yazıyorlar?
[68.48] Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi(Yunus) gibi olma. Hani o, dertli dertli Rabbine niyaz etmişti.
[68.49] Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı o, mutlaka, kınanacak bir halde ıssız bir diyaraatılacaktı.
[68.50] Fakat ardından, Rabbi onu seçti (vahiy verdi) veonu sâlihlerden kıldı.
[68.51] O inkâr edenler Zikr'i (Kur'an'ı) işittiklerizaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi.Hâla da (kin ve hasetlerinden:) "Hiç şüphe yok o bir delidir" derler.
[68.52] Oysa o (Kur'an), âlemler için ancak bir öğüttür.
Bookmark Us
-
Set as Home
-
Terms Of Use
Other Sites
:
Know The Prophet campaign
-
Discover Islam
-
Links SQL Plugins
Copyright 2003-2013
Islamic Education & Services Institute
: Murfreesboro, TN