[42.13] "Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin"diye Nuh'a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi,İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi Allahsize de din kıldı. Fakat kendilerini çağırdığın bu(din), Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allahdilediğini kendisine (peygamber) seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.
[42.14] Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığadüştüler. Eğer belli bir süreye kadar Rabbinden bir(erteleme) sözü geçmiş olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra kitaba vâriskılınanlar da onun hakkında derin bir şüpheiçindedirler.
[42.15] İşte onun için sen (tevhide) dâvet et veemrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heveslerineuyma ve de ki: Ben Allah'ın indirdiği Kitab'a inandımve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum.Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz desizedir. Aramızda tartışılabilecek bir konu yoktur.Allah hepimizi bir araya toplar, dönüş de O'nadır. (Âyette Hz. Peygamber in insanları davetedeceği prensipler açıklanırken, uyacağı esaslar dabeyan edilmiştir. Buna göre davete devam edilecek, inanma yanların teklifve ısrarlarıdinlenmeyecektir.)
[42.23] İşte Allah'ın, iman eden ve iyi işler yapan kullarına müjdelediği nimet budur. Deki: Ben bunakarşılık sizden akrabalık sevgisinden başka bir ücretistemiyorum. Kim bir iyilik işlerse onun sevabını fazlasıyla veririz. Şüphesiz Allahbağışlayan, şükrün karşılığını verendir.
[42.45] Ateşe arz olunurlarken onların, zillettenbaşlarını öne eğerek göz ucuyla gizli gizli baktıklarını göreceksin. İnananlar da: İşte asılziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini veailelerini ziyana sokanlardır, diyecekler. Kesinlikle biliniz ki, zalimler, sürekli bir azap içindedirler.
[42.48] Eğer yüz çevirirlerse, bilesin ki biz senionların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen sadece duyurmaktır. Biz insana katımızdan birrahmet tattırdığımız zaman ona sevinir. Ama elleriyleyaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, işte o zaman insan pek nankördür!
